İçeriğe geç

Maria Öcal

Görünmeyen Etkiler – Bölüm 01/12

Bazı İnsanların Yanında Enerjimiz Neden Düşer?

Bazı insanların yanında bir anda yoruluyor, geriliyor veya içsel bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Maria Öcal; duygusal bulaşma, bedenin stres yanıtı, kişisel sınırlar ve bioenerji yaklaşımını birbirine karıştırmadan birlikte ele alıyor.

Bir görüşme sırasında kendini zihinsel ve bedensel olarak yorgun hisseden kadın

Can cana, kalpten kalbe selamlar…

Bana yıllardır en sık sorulan sorulardan biri şu: “Maria Hocam, bazı insanların yanında enerjim neden birden düşüyor?”

Bazen bunun için uzun saatler gerekmez. Bir odaya girersin; biraz önce neşeli, canlı ve kendin gibiyken biriyle konuşmaya başladıktan sonra omuzların ağırlaşır. Dikkatin dağılır. Içinden konuşmak gelmez. Eve döndüğünde sessiz bir köşe ararsın. Ortada açık bir tartışma da yoktur üstelik. Kimse sana kötü bir söz söylememiştir. Yine de bedenin, o görüşmeden başka türlü çıkar.

Ben bu hissi küçümsemiyorum. Çünkü yaşadığın şey gerçektir. Fakat his gerçek diye aklımıza gelen ilk açıklama da mutlaka doğru olmak zorunda değildir.

Beden çoğu zaman zihnin kurduğu cümleden önce konuşur. Mesele, onun söylediğini korkuyla değil farkındalıkla dinleyebilmektir.

Bazı İnsanların Yanında Enerjimiz Neden Düşer?

Kısa cevap şu: Bir insanla kurduğun etkileşim; ruh hâlini, dikkatini, kas gerginliğini, nefesini ve kendini ne kadar canlı ya da yorgun hissettiğini etkileyebilir.

Bunun tek bir sebebi yoktur. Karşındaki kişinin gerginliği sana yansıyor olabilir. Sürekli eleştirileceğini düşündüğün için bedenin savunmaya geçebilir. Geçmişte yaşadığın bir deneyim, fark etmeden tetiklenebilir. Görüşme boyunca dinleyen, sakinleştiren ve toparlayan taraf olduğun için duygusal yük taşıyabilirsin. Uykusuzluk, açlık veya yoğun stres de bu hissi büyütebilir.

Bioenerji yaklaşımı ise bu deneyime kişinin enerji alanı, etkileşim ve denge üzerinden başka bir anlam katmanı ekler. Bu katmanı konuşabiliriz; ancak psikolojik, ilişkisel ve fiziksel ihtimalleri yok saymadan.

Duygular Gerçekten Bulaşabilir mi?

Yoğun bir sohbette duygusal bulaşmayı hisseden yetişkin

İletişim yalnızca kelimelerle kurulmaz. Yüz ifadesi, ses tonu, konuşma hızı, bakış, nefes ve beden duruşu da konuşur. Bazen karşındaki kişi “Ben iyiyim” derken bedeni bambaşka bir şey anlatır. Sen bunu bilinçli olarak çözümlemesen bile kendi bedenin o işaretlere tepki verebilir.

Araştırmalarda insanların duygusal yüz ifadelerine istemsiz yüz kası tepkileri verebildiği ve bazı koşullarda mutluluk ya da üzüntü gibi duyguların kişiler arasında etkilenme yaratabildiği görülmüştür.[1] Buna psikolojide duygusal bulaşma denir.

Bu, karşındaki insanın duygusunu birebir üzerine aldığın anlamına gelmez. Fakat onun taşıdığı gerginliğin, öfkenin ya da huzurun sende bir karşılık bulabileceğini gösterir. Tıpkı içten bir kahkahanın bir odaya yayılması gibi, huzursuzluk da yayılabilir.

Bedenin Senden Önce Fark Ettiği İşaretler

Bedeni gergin ve korunmacı duruşa geçmiş yetişkin

Zihnin “Bir sorun yok” diyebilir; bedenin aynı fikirde olmayabilir.

Birinin yanında sürekli doğru kelimeyi bulmaya çalışıyorsan, yanlış anlaşılmaktan korkuyorsan, söylediklerinin nasıl karşılanacağını hesaplıyorsan veya kendini savunmaya hazırlanıyorsan o görüşme senin için dinlenme değildir. Bedenin tetiktedir.

Sosyal olarak olumsuz değerlendirilme tehdidi içeren deneysel durumların kortizol ve kalp-damar stres yanıtlarıyla ilişkili olabildiğini gösteren çalışmalar vardır.[2] Yani insan yalnızca fiziksel bir tehlikeye değil; yargılanma, küçümsenme veya dışlanma ihtimaline de bedensel bir yanıt verebilir.

Şu işaretleri fark edebilirsin:

Omuzlarda, çenede veya midede gerginlik

Nefesin yüzeyselleşmesi

Konuşma isteğinin azalması

Bir anda uyku veya uzaklaşma isteği

Dikkatin dağılması ve zihinsel sis

Kendini açıklama ya da savunma ihtiyacı

Görüşmeden sonra uzun süre yalnız kalma arzusu

Bu işaretlerin hiçbiri tek başına “Karşımdaki insan enerjimi aldı” demek değildir. Fakat hepsi durup bakman gereken bir şey olduğunu söyler.

Her Ağır His Negatif Enerji midir?

Hayır. Her yorgunluğu, her baş ağrısını veya her isteksizliği negatif enerji olarak yorumlamak insanı kendi gerçeğinden uzaklaştırabilir.

Bazen karşındaki kişi sana geçmişindeki birini hatırlatır. Ses tonu, bakışı veya yaklaşma biçimi eski bir yaraya dokunur. Bazen sorun o insanın kim olduğu değil, sende hangi hatırayı uyandırdığıdır. Bazen de görüşmeye zaten uykusuz, aç veya zihinsel olarak tükenmiş gelmişsindir.

İnsanlar arası etkileşim sırasında hareket, ifade ve bazı fizyolojik süreçlerde eşzamanlılık görülebilir. Ancak bu araştırmaların sonuçları karmaşıktır; kişiler arası senkronizasyonu spiritüel anlamdaki “enerji transferinin” bilimsel kanıtı gibi sunmak doğru değildir.[3]

Benim için olgun farkındalık, tek bir açıklamaya tutunmak değildir. Hem bedenin bilgisini hem psikolojiyi hem de manevi deneyimi kendi sınırları içinde dinleyebilmektir.

Bioenerji Açısından Bu Deneyim Nasıl Yorumlanır?

Bioenerji yaklaşımında insan yalnızca fiziksel bedenden ibaret görülmez. Duyguların, ilişkilerin, yaşam biçiminin ve içinde bulunulan ortamın kişinin enerji dengesiyle bağlantılı olduğu kabul edilir.

Bu bakışa göre bazı karşılaşmaların ardından kendini genişlemiş, huzurlu ve canlı; bazılarının ardından ise ağır veya dağılmış hissedebilirsin. Buradaki “enerji” sözcüğü fizik biliminde ölçülen enerjiyle aynı anlamda kullanılmaz. Kişinin içsel canlılığını, dengesini ve öznel deneyimini anlamlandıran manevi bir modeldir.

Angels Akademi’de bizim ilk sorumuz “Kim benim enerjimi aldı?” değildir. Önce şunu sorarız:

“Bu insanın yanında benim içimde, bedenimde ve sınırlarımda ne değişiyor?”

Çünkü cevap bazen karşı tarafın yoğunluğunda, bazen kendi geçmişinde, bazen de uzun zamandır söyleyemediğin bir “hayır”ın içinde saklıdır.

“Enerji Vampiri” Demeden Önce Bir Kez Daha Düşün

Popüler dilde sürekli şikâyet eden, ilgi isteyen veya çevresindeki insanları yoran kişiler için “enerji vampiri” deniyor. Bu akılda kalıcı bir benzetme olabilir; fakat gerçek insanları tek bir etiketin içine hapsetmek kolay, anlamak ise daha zordur.

Karşındaki kişi yas tutuyor, kaygı yaşıyor veya zor bir dönemden geçiyor olabilir. Bu onu kötü biri yapmaz. Aynı şekilde onun yaşadığı zorluğu anlaman da kendi sınırlarını sürekli ihlal ettirmen gerektiği anlamına gelmez.

İki cümle aynı anda doğru olabilir:

“Karşımdaki insanın yaşadığı şeye şefkat duyuyorum.”

“Bu ilişkinin şu anki biçimi bana iyi gelmiyor.”

Bir ilişki sürekli tek taraflıysa, her buluşmanın ardından tükeniyorsan ve sınır koyduğunda suçlu hissettiriliyorsan bunu ciddiye al. Uzman görüşlerinde de karşılıklılığı gözlemlemek, açık iletişim kurmak, gerektiğinde görüşme süresini sınırlamak ve “hayır” demek önerilen yaklaşımlar arasındadır.[4]

Kişisel Sınırlar Enerjimizi Nasıl Korur?

Sohbette kişisel alanını sakin koruyan yetişkin

Bazı görüşmeler bizi karşımızdaki kişinin enerjisinden çok, ilişkinin içinde üstlendiğimiz rol nedeniyle tüketir.

Hep dinleyen, çözen, sakinleştiren, özür dileyen veya ortamı toparlayan kişi sen misin? Karşındaki insanın duygularını düzenlemeyi kendi görevin zannediyor musun? “Hayır” dediğinde sevilmeyeceğinden ya da yanlış anlaşılacağından mı korkuyorsun?

Sınır koymak kalbini kapatmak değildir. Kapının anahtarının kimde olduğunu hatırlamaktır.

Sağlıklı bir sınır bazen “Şu an bunu konuşabilecek durumda değilim” demektir. Bazen görüşme süresini kısaltmaktır. Bazen her mesaja hemen cevap vermemektir. Bazen de uzun zamandır sürdürdüğün bir ilişkinin biçimini yeniden değerlendirmektir.

Kendini Gözlemlemek İçin 7 Soru

Sosyal etkileşim sonrası kendini gözlemleyen yetişkin

Bazı insanların yanında enerjin düşüyormuş gibi hissediyorsan hemen hüküm vermek yerine birkaç karşılaşma boyunca şu soruları kendine sor:

  1. 1. Görüşmeden önce nasıldım?

    Uykusuz, aç, üzgün veya zaten gergin miydim?

  2. 2. Bedenimdeki ilk değişiklik nerede başladı?

    Omuzlarımda mı, midemde mi, çenemde mi, nefesimde mi?

  3. 3. Bu kişinin yanında kendim olabiliyor muyum?

    Yoksa sürekli ne söyleyeceğimi mi hesaplıyorum?

  4. 4. Konuşmada karşılıklılık var mı?

    Ben de görülüyor ve duyuluyor muyum, yoksa yalnızca taşıyan taraf mıyım?

  5. 5. Sınır koyduğumda ne oluyor?

    Sınırım kabul ediliyor mu, yoksa suçlulukla geri mi çekiliyorum?

  6. 6. Bu his bana tanıdık geliyor mu?

    Benzer duyguyu geçmişte kimlerin yanında yaşamıştım?

  7. 7. Görüşmeden sonra gerçekte neye ihtiyacım var?

    Sessizliğe mi, yürüyüşe mi, uykuya mı, duaya mı, açık bir konuşmaya mı?

Cevaplarını yaz. Hafıza bazen duyguyu büyütür veya küçültür; yazı ise tekrar eden örüntüyü görünür kılar.

Görüşmeden Sonra Kendini Toparlamak İçin 5 Sade Adım

1. Önce adını koy. “Kötü oldum” demek yerine yorgunluk, öfke, sıkışma veya suçluluk gibi hissettiğin şeyi tarif et.

2. Nefesine dön. Birkaç dakika boyunca nefesini değiştirmeden izle; omuzlarını ve çeneni bilinçli olarak gevşet.

3. Bedeni hareket ettir. Kısa bir yürüyüş, temiz hava veya hafif esneme, görüşmenin bedende bıraktığı gerginlikten çıkmana yardımcı olabilir.

4. Sınırını belirle. Aynı görüşme tekrarlandığında neyi farklı yapacağına karar ver: süreyi kısaltmak, konu değiştirmek veya açıkça “hayır” demek.

5. Kendine geri dön. Dua, tefekkür, sessizlik veya sana iyi gelen kişisel bir uygulamayla dikkati yeniden kendi merkezine getir.

Enerji alanı ve kişisel arınma yaklaşımını daha ayrıntılı incelemek istersen negatif enerji temizliği içeriğimize de göz atabilirsin.

Negatif Enerji Temizliği

Her Yorgunluğu Enerjiyle Açıklamamak Gerekir

Bu kısmı özellikle kalın bir çizgiyle ayırmak istiyorum. Haftalardır süren, dinlenmeyle geçmeyen veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkileyen yorgunluk yalnızca “enerji düşüklüğü” diye geçiştirilmemelidir.

Yorgunluk; uyku sorunları, yoğun stres, yaşam biçimi, bazı ilaçlar veya farklı fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarıyla ilişkili olabilir. Sağlık kaynakları, açıklanamayan yorgunluk birkaç haftadır sürüyorsa ya da günlük hayatı etkiliyorsa bir sağlık uzmanına başvurulmasını önerir.[5]

Bioenerji ve manevi uygulamalar kişisel farkındalığı destekleyen tamamlayıcı alanlar olarak ele alınmalıdır; tıbbi veya psikolojik değerlendirme ve tedavinin yerine konulmamalıdır.

Belki de Asıl Soru “Enerjimi Kim Aldı?” Değildir

Bazı insanların yanında enerjimiz neden düşer diye sorduğumuzda tek bir cevap arıyoruz. Oysa insan da ilişki de tek katmanlı değildir.

Bazen duygular birbirine dokunur. Bazen beden yargılanma ihtimaline karşı gerilir. Bazen geçmiş konuşur. Bazen sınırlarımız zorlanır. Bazen de manevi olarak kendimizi ağırlaşmış hissederiz.

Bu yüzden karşındaki insanı hemen suçlamadan, kendini de inkâr etmeden dur ve sor:

“Bu karşılaşma bana neyi fark ettirmek istiyor?”

Belki cevap bir sınırdır. Belki dinlenmektir. Belki açıkça konuşmaktır. Belki de uzun zamandır unuttuğun kendi sesine yeniden dönmektir.

Unutma: Işığın kaybolmaz. Bazen yalnızca başkalarının sesleri arasında kendi sesini duyamazsın. Fark ettiğin anda dönüş yolu da görünmeye başlar.

Bu Konuyu Videolarla Derinleştirmek İster misin?

Enerji, kişisel sınırlar, bedenin işaretleri ve içsel farkındalık üzerine hazırladığımız içerikleri Angels Akademi YouTube kanalında izleyebilirsin. Günlük kısa paylaşımlar ve uygulamalar için Instagram’da da bizimle buluşabilirsin.

Angels Akademi YouTube kanalına git

Instagram’da @angelsakademi’yi takip et

Kendi İç Sesinle Buluşmaya Hazır mısın?

Işığın Hiç Sönmedi, sorularını bastırmak yerine onlarla kalmana; kendi içindeki cevabı, ışığı ve hatırlayışı yeniden duymana eşlik eden kişisel bir yolculuk kitabıdır.

Işığın Hiç Sönmedi kitabını keşfet

Sık Sorulan Sorular

Bir insan gerçekten başka bir insanın enerjisini düşürebilir mi?

Bir sosyal etkileşim ruh hâlini, bedensel gerginliği ve yorgunluk hissini etkileyebilir. Duygusal bulaşma, sosyal stres, geçmiş deneyimler ve kişisel sınırlar bu deneyimde rol oynayabilir. Spiritüel anlamdaki ölçülebilir bir “enerji çekilmesi” ise bilimsel olarak gösterilmiş bir mekanizma değildir.

Bazı insanların yanında neden uykum geliyor?

Uyku hâlinin tek bir nedeni yoktur. Önceden var olan yorgunluk, yoğun dikkat, sıkılma, stres sonrasında gevşeme veya ortam koşulları etkili olabilir. Sürekli tekrarlayan ya da günlük yaşamı etkileyen uyku hâlinde sağlık uzmanına danışmak gerekir.

“Enerji vampiri” olan insan nasıl anlaşılır?

“Enerji vampiri” klinik bir tanı değil, popüler bir benzetmedir. Tek taraflı konuşma, sürekli ilgi talebi, sınırları önemsememe ve suçlulukla yönlendirme gibi ilişki örüntülerini gözlemlemek; kişiye etiket yapıştırmaktan daha sağlıklıdır.

Başkalarının enerjisinden etkilenmemek için ne yapabilirim?

Önce sende oluşan etkinin adını koy. Uyku ve stres düzeyini gözden geçir, bedensel işaretlerini izle, görüşmelerde karşılıklılığı değerlendir ve gerektiğinde süre, konu veya iletişim sıklığı konusunda açık sınırlar belirle.

Bioenerji bu durumu nasıl açıklar?

Bioenerji yaklaşımında ilişkilerin ve ortamların kişinin enerji dengesiyle bağlantılı olduğu kabul edilir. Bu manevi ve deneyimsel bir yorum modelidir; fizik bilimindeki enerji kavramı veya tıbbi tanı yöntemi olarak sunulmamalıdır.

Yazar Hakkında

Maria Öcal, Angels Akademi’nin kurucularındandır. Bioenerji Artı, kişisel farkındalık, bilinçaltı ve içsel dönüşüm alanlarında eğitimler ve içerikler hazırlamakta; insanlara kendi içlerindeki bilgeliği ve ışığı hatırlama yolculuklarında eşlik etmektedir.

Maria & Ayhan Öcal hakkında daha fazla bilgi

Kaynaklar

İkinci yazıyı oku